Goldsgym olarak “İlk tiyatro hangisidir” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
İlk Tiyatro Hangisidir? Arkadaşım, Gel Bir Kahve Alalım Önce…
İzmir’de yaşayan bir genç olarak, arkadaş ortamında sürekli espri yaparım ama içten içe her şeyi fazla düşünenlerdenim. Yani, bir yandan “ha ha ha, bak ne komik bir espri yaptım” derken diğer yanda “ya gerçekten ilk tiyatro hangisidir?” sorusunu kafamda parçalayıp duran biriyim. İşte tam o an, kahve elimde, otobüste insanların suratlarını izlerken kendi kendime soruyorum: “Bu kadar insanın gülmesine neden olan sahneler aslında nerede başladı?”
Antik Çağda Bir Perde Aralanıyor
Tamam, şimdi ciddi olalım… ya da en azından deneyeyim. Tarih kitaplarına göre tiyatronun kökeni Antik Yunan’a dayanıyor. Ama işin ilginç tarafı, kimse bir anda sahneye çıkıp Shakespeare gibi konuşmaya başlamamış. Önce insanlar ormanda, tapınaklarda, bazen de şarap festivallerinde bir araya gelmiş ve hikaye anlatmışlar. Evet, öyle bir zaman ki, “Bugün tiyatroye gidelim mi?” sorusu yok; “Bugün Dionysos’u şereflendirelim, bir dans, bir şaka yapalım” var.
Düşünsene, bir grup insan elinde üzüm, suratlarında maskeler, “Bak bunu yaptım!” diyor. Ve işte ilk tiyatro böyle doğuyor. İnsanlar birbirini hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Aslında bakarsak, günümüz stand-up’larının atası diyebiliriz. Evet, içimdeki komik çocuk bunu da gördü ve hemen bir “Ha! Bizim kafede otururken yaptığımız esprilerle pek farkı yokmuş!” dedi.
İç Ses: “Yani bir yerlerde ilk tiyatroda da benim gibi tipler vardı, kesin.”
Gündelik Hayattan Tiyatral Anlar
Geçen gün otobüste bir kadın, telefonla tartışıyordu. Sesini yükseltti, ben de arkadaşımın gözlerine bakıp “İşte tiyatro sahnesi!” dedim. Çünkü düşündüm ki, ilk tiyatro sahnesinde insanlar da benzer şekilde birbirine sesleniyordu. Tam o noktada kendi kendime kahkaha attım: “Ya bu sahne tarih kitaplarına geçmeli!”
İzmir’in kafeleri de tiyatroya çok benziyor aslında. Barista kahve yaparken bir aksiyon, yan masadaki grup bir diyalog, ben de arka planda kendi yorumumu yapıyorum. Belki ilk tiyatro da böyle bir kafede başlamış olmalıydı; kahve yerine şarap ama fikir aynı: insanlar bir araya geliyor, dramatik bir şekilde duygularını ifade ediyor ve güldürüyor.
Kısa Diyalog:
– Arkadaş: “Sen yine mi kendi kendine konuşuyorsun?”
– Ben: “Hayır, sadece ilk tiyatronun ruhunu hissediyorum!”
– Arkadaş: “Hmm… o zaman sahneye çık ve bize göster.”
– Ben: iç ses “Ya ben kahveye dönecek miyim yoksa Antik Yunan’a mı ışınlanacağım?”
İlk Tiyatro Hangisidir? Maskeler ve Maskesizlik
Tiyatro deyince aklımıza genelde büyük sahneler, ışıltılı kostümler gelir. Ama Antik Yunan’da işler biraz farklıydı. Maskeler hem komik hem de trajikti, çünkü insanlar duygularını abartarak gösteriyordu. Şimdi düşününce, ben de arkadaş ortamında abartılı mimikler yapıp “Bunu gördünüz mü?” diye gülüp duruyorum. Yani aslında fark etmeden bir küçük tiyatro yaratıyoruz.
İzmir sokaklarında yürürken bazen kendimi Antik Yunan maskesiyle hayal ederim. Herkes bir şekilde kendi rolünü oynuyor: kimisi ciddi, kimisi esprili, kimisi de tam olarak kendi içinde bir karakter arıyor. İlk tiyatro hangisidir sorusu burada daha anlamlı hale geliyor. Çünkü tiyatro sadece sahne değil; etrafındaki herkesle bir etkileşim, bir hikaye yaratmak.
İç Ses: “Belki de ilk tiyatro, bir kahve falında başlamıştır, kim bilir?”
Modern Tiyatro ve Bizim Kahkaha Patlamalarımız
Bugün tiyatrolar devasa sahnelerde, ışıklar altında sergileniyor. Ama kökenine bakınca, sadece insanlar bir araya gelip hikaye anlatıyor. Bazen düşündüğümde kendi arkadaş grubumla yaptığımız sohbetler de minik birer tiyatro sahnesi gibi geliyor. Arkadaşlardan biri ciddi bir cümle kuruyor, diğeri espri patlatıyor, ben de ortada “dramayı çözmeye çalışan” kişi oluyorum.
İzmir’in sokakları, kafeleri ve otobüsleri benim sahnem. İnsanlar farkında değil ama etkileşimimiz, bakışlarımız, konuşmalarımız küçük bir tiyatro yaratıyor. İlk tiyatro hangisidir sorusunu sorarken aslında hepimiz kendi mini sahnemizi kuruyoruz. Ve itiraf edeyim, ben bazen kendi sahnemde tek başıma kahkaha atıyorum; insanlar bana garip bakıyor, ama önemli değil.
Kısa Diyalog:
– Arkadaş: “Yine tek başına mı güldün?”
– Ben: “Hayır, sadece tarihî bir anı yaşıyorum. İlk tiyatronun ruhunu hissediyorum.”
– Arkadaş: gülerek “Tamam, sen kazanıyorsun.”
Sonuç: İlk Tiyatro Hangisidir, Arkadaşlar?
Özetle, ilk tiyatro Antik Yunan’da başlamış olabilir. Ama önemli olan yer değil, ruh. İnsanların bir araya gelip hem güldüğü hem düşündüğü, bazen saçma ama çoğunlukla anlamlı anlar yaratması. Ve bu ruh, bugün hâlâ bizim gündelik hayatımızda, kahvelerde, sokaklarda, otobüslerde devam ediyor.
İçten içe düşünen bir genç olarak, arkadaş ortamında espri yapmayı bırakmadan, bu tarihi soruya bir nebze ışık tuttum. Ve her ne kadar geçmişe dönüp bir maskeyle dans edemesem de, kendi küçük sahnemde tiyatronun tadını çıkarıyorum.
İşte İzmir’de yaşayan 25 yaşında bir gencin gözünden, gündelik hayatın içinden, komik diyaloglarla, kısa iç ses patlamalarıyla “ilk tiyatro hangisidir?” sorusuna dair bir yolculuk. Sonuçta tiyatro, hepimizde biraz var; bazen farkında olmadan, bazen kahkaha atarken, bazen de tek başımıza derin düşüncelere dalarken.