İçeriğe geç

Have to’dan sonra ne gelir ?

Have to’dan Sonra Ne Gelir?

Bir sabah, Kayseri’nin hüzünlü, gri gökyüzüne bakarken düşündüm: “Have to’dan sonra ne gelir?” Birçok insan, bu soruyu gün içinde defalarca sormaz ama ben bir süredir bu sorunun cevabını arıyordum. Bazen hayat, sadece “yapman gerekenler” ile geçiyor. “Yapmalısın, yapman lazım, yapmak zorundasın…” Duygusal olarak bunları biriktirmek, bir noktada tükenmişlik hissine yol açabiliyor. Peki, ya bu “have to”lardan sonra bir şey gelmiyorsa? Bunu fark ettiğimde, her şeyin bir anda değişmeye başladığını fark ettim.

Kayseri’de Bir Gün Başlar

Kayseri’de her şey ağır ağır başlar. İnsanlar sabahları önce alışkanlıklarını, sonra dışarıdaki soğuğu hissederler. Ben de o sabah, alışkanlıklarımdan birine devam ederek, günlüğümü açtım. O an, duygularımın ne kadar karmaşıklaştığını, ama aynı zamanda bir o kadar da netleştiğini fark ettim.

“Bugün çok şey yapmam lazım,” diye yazmışım. Birçok şeyi başarmak, sorumlulukları yerine getirmek, başkalarına karşı görevlerimi yerine getirmek… Ama işin içinde bir eksiklik vardı. Günlük yazma alışkanlığımda bir tuhaflık vardı. Yazarken, yapmam gerekenlerin ne kadar ağır bir yük olduğunu, her biri birer “have to” olduğunda bunların ne kadar zorlayıcı hale geldiğini düşünmeye başladım.

Birçok insan gibi, sabahları işe gitmek zorundaydım. Oysa sabahın erken saatlerinde, Kayseri’nin karanlık sokaklarında yalnız yürümek, bana bir tür huzur veriyordu. Ama her adımda, kafamda bir “yapman gerekenler” listesi vardı. Aslında ne kadar “zorunlu” olsa da, bu listeyi oluşturmak, bir noktada kendi hayallerimi bastıran bir silaha dönüştü. Çalışmak, çok çalışmak, bu yazıyı yazmak… İşte o “have to”lar, her an beynimde yankılanıyor.

Bir “Have To”dan Sonra Ne Gelir?

Bir gün, normal bir gündü. Kayseri’nin o kısıtlı ama içten havasında yürürken, bir arkadaşım bana geldi ve sadece şu cümleyi söyledi: “Ya, bu kadar çok şeyi yapmana gerek yok, bazen sadece ne istiyorsan ona odaklanmalısın.”

O an kalbimde bir şeyler kırıldı. O kadar alışmıştım ki “yapmalısın” demeye, sanki başka bir şeyin mümkün olabileceğini unutmuştum. “Ne istiyorsam, buna odaklanmak mı?” diye düşündüm. Bu, bana daha önce hiç sorulmamış bir soruydu. Kafamda sürekli kaybolan işler, yapılacaklar ve vaatler arasında ne kadar gözden kaçmıştım?

O an, işte “have to”dan sonra ne geldiğini daha net hissettim: umut. Belki de bir süreliğine sadece duygularımı dinlemek, ne yapmak istediğimi sormak gerekirdi. Bu kadar yoğun ve sıkışmış hissetmek, içimde bir boşluk yaratıyordu. Yavaşça fark ettim ki, yapmak zorunda olduğum her şey, aslında bana ait değildi. Onları başkaları için yapıyordum ve bu, beni bambaşka bir yere sürüklüyordu.

Günlükler ve Duygular

Günlüklerim, her zaman duygularımın yansıması olmuştur. Yazarken hissettiklerimi, hiç saklamadan yazarım. O sabah yazdığım gibi: “Bugün yine çok şey yapmam lazım, ama hissettiğim şey bunlar değil. Hissettiğim şey boşluk. Bir şeyleri çok fazla yapmak zorunda olmak, onları sevmenizi engelliyor.”

Hissettiğim hayal kırıklığı beni derinden sarmıştı. Gerçekten “have to”dan sonra ne gelir? İşte bu sorunun cevabını bulamamıştım. Ama o anda fark ettim ki; belki de bu hayatın her zaman planlı ve düzenli gitmesine gerek yoktu. Kayseri’de sabahın o sessizliğinde, birden bu düşünceye kapıldım: belki de sadece olmak gerekiyordu. Kayseri’nin soğuk havasına, insanlarının hep acele içinde koşturmasına, ve en önemlisi de içimdeki bu “yapmalısın” baskısına karşı durmalıydım.

Bir şeylerin değişmesi için, bazen dışarıdan hiçbir şey yapmanıza gerek yoktu. İçsel bir devrim, sadece kafanızda başlar. Kendi içimde bir şeyler fark ettiğimde, birden geçmişteki o duygusal yoğunluk ve karmaşa kayboldu. İçimde, belki de bir “have to”dan sonra gelen şeyin tam olarak bu olduğuna inandım: özgürlük.

Yeni Bir Başlangıç

Bir gün, sabah uyanıp işe gitmek yerine, kendimi bir parka attım. Kayseri’nin merkezinden biraz uzaklaştım, yürüyüşe çıktım. Bugün başka bir şey yapmak zorunda değildim. Sadece dinlenecektim. Bir kahve aldım ve sadece bulutları izledim. Bu basit an, bana nasıl bir özgürlük ve huzur verdi anlatamam.

Biraz sonra, daha önce hiç yapmadığım bir şey yaptım. Gözlerimi kapadım ve kendime sordum: “Gerçekten ne yapmak istiyorum?” Bu soruyu sorarken, içimde hiçbir baskı, hiçbir zorunluluk yoktu. “Yapman gerekenler” listeyi bir kenara bırakıp, sadece içimden geleni yaptım. İçimden gelen cevap ise şaşırtıcıydı: “Bugün yazmalıyım.”

Belki de en güzel “have to”dan sonra gelen şey, tamamen kendine ait bir anı yaşamak ve sadece o anda olmak. Kayseri’de o gün, gerçekten yapmak istediğim şeyin ne olduğunu keşfettim.

Sonuç Olarak

Zaman zaman hepimiz “yapmamız gereken” şeyler arasında kayboluruz. Ancak bir gün, bu listeyi bir kenara koyup sadece kendimize odaklandığımızda, hayatın bize ne kadar güzel fırsatlar sunduğunu fark ederiz. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, “have to”dan sonra gelenin aslında en basit şey olduğunu öğrendim: Özgürlük.

Şimdi her sabah uyanırken, önce kendime soruyorum: “Bugün ne yapmak istiyorum?” Ve bazen cevabım sadece yürüyüş yapmak ya da bir kahve içmek olabiliyor. Ama bu, hayatıma anlam katıyor. Çünkü “yapmak zorunda olduğum” şeyler bir kenara bırakıldığında, sadece olmak ve içimdeki sesleri dinlemek, beni gerçekten mutlu ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino beylikduzu escort beylikduzu escort avcılar escort taksim escort istanbul escort şişli escort esenyurt escort gunesli escort kapalı escort şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişilbet yeni girişgrandoperabetbetexperTürkçe Forum